77017

Eğitim

Aikido, saldırganın / saldırganların, saldırısını uygun yöne yönlendirip fırlatmaya ( NAGE WAZA ), saldırganın, saldırı gücünü kırıp, saldırganı zaptederek etkisiz kılmaya ve kol eklemlerini kilitleyip kontrol etmeye ( OSAE WAZA ) yarayan, bazen de eklemleri kırılmaya zorlayan ( KANSETSU WAZA ), evrensel enerji ve biyomekanik hareket prensiplerini kullanan geniş kapsamlı kavga tekniklerini ihtiva eder. Bu teknikler pratisyenlerin uygulamaları sırasında kendilerine oldukça serbest hareket edebilme imkânı sağladığından kimilerine göre Aikido birden fazla saldırganın saldırdığı ( TANINZU DORI ) durumlara da uygundur. Ancak bu iddia tüm savaş sanatlarıyla ilgili iddialarda olduğu gibi tartışmalı bir durumdur. Çünkü bu durumda galibiyet tamamen yüksek yeteneği sergileyen sanat ustalarının işidir. Ancak Aikido’nun yüksek yetenek arz eden kuşak derecelerinde, usta, saldırganı, saldırganları ya da kendisini ciddi biçimde yaralamadan savunma yapabilir. Yine de, Aikido teknikleri doğru bir şekilde uygulandığında, saldırganın cüssesi ve gücü tekniklerin uygulanmasında olumsuz bir etki yaratmaz. Bütün bu yüksek yeteneğe kavuşmak için de, devamlı Aikido eğitimi yapılır. Bu eğitimin sonu yoktur.


      

 Aikido eğitimi bedensel uygulamalıdır. Uygulamalı eğitimin öğretim metotları, organizasyondan organizasyona ve hatta bir organizasyon içindeki değişik Dojo’lar arasında bile çeşitlilik göstermektedir. Ama verilen dersin anlatım şeklinin ana teması hiç değişmez. Bu da, Aikido öğretmeninin uygulamalı olarak gösterdiği tekniklerin ve Aikido prensiplerinin, öğrenciler tarafından taklit edilerek, taklit yolu ile öğrenilmesidir. Öğrenimin ana teması da taklittir. Bir Aikido öğrencisi ustasından gördüğünü taklit ederek öğrenir. Öğrenci adeta ustasının aynasıdır. Aikido bir spor değildir. Aikido, BUDO’dur. BUDO geçmişteki Japon askerlik sanatının ZEN Budizm’e dayanan ruhani yoludur. Onun için Aikido çalışmasına antrenman diyemeyiz. Çünkü içeriğinde, erdem kazanma gibi ruhanî, tehlikeye karşı cesaret kazanma gibi psikolojik yapılandırma öğeleri vardır. Aikido çalışmaları; pratik, teknik ya da usul çalışmaları, eğitim ya da talimdir. Aikido da pratik çalışmalar dövüş öğrenmek için ya da saldırganın gücünü yenmek için yapılmaz. Temelde teknik çalışmaları iki aşamalıdır. Birinci aşama, bir saldırıya karşı cesaretle yüz yüze gelmeye alışmak içindir. Böylece bir Aikidoka her türlü saldırıya karşı gözünü kırpmadan cesaretle karşı koymaya alışır. Ve ikinci aşama ise ( Genelde saldırganın kıpırdaması ile ya da temasla başlar. Bazen de, saldırganın kıpırdamasını beklemeden, biz çıkış yaparak kendimizi tuttururuz. Ya da saldırırız.) saldırıya uyum sağlamaya odaklı ve ardından galip gelmek için kurulmuş, bir dizi, teknikler uygulaması aşamasıdır. Bir saldırıya karşı amaç kesinlikle galip gelmektir. Savunma usulü, her seferinde aynıdır: usûl, önce saldırı ile yüzleşmek, ardından özel bir Aikido tekniği ile kendimizi emniyete almak, sonra, bir karşı saldırı başlatarak, mağlup edici tekniği uygulamaktır. Aikido da savunma bu şekildedir. Bir başka deyişle, savunan ( TORI ) genellikle, önce saldırganın ( UKE ) saldırısını bir Aikido tekniği ile etkisiz hale getirir ve hemen, akabinde, saldırgan ( UKE ) durumuna geçerek, bir karşı saldırı başlatır. Bize bir saldırı olmazsa, ortada bir mesele de yoktur.

Ancak, Dojo’da ki çalışmalar, Aikido’yu öğrenmek için uygulanan bir tür danışıklı dövüştür. Dojo’da ki çalışmalarda UKE ve TORI eşit derecede önemli rollere sahiptirler ve sorumluluklarla yükümlüdürler. UKE’NİN rolü gerçekçi biçimde saldırmak veya davranmak ve saldırı niyetine sonuna kadar bağlı kalmak, konuşlanmasını kendini korumak için doğru biçimde kullanmaktır. Ayrıca, kendisine teknik uygulandığında, TORI’NİN tekniği tarafından yaratılan dengesiz, karmaşık duyguları sezgi yolu ile hissederek, tekniğin gerçeğini öğrenmektir. Ancak böylece UKE’DE KAESHI WAZA ( Karşı teknik yaratma ) duygusu gelişebilir. Bu duygu TORI rolünü üstlendiği zaman kendisine lâzımdır. TORI’NİN rolü UKE’NİN saldırısına uyum sağlamak ve daha ileri saldırı aşamalarına kalkışamadan onu etkisiz hale getirmektir. TORI aynı zamanda,  bir Aikido tekniğinin uygulanması sırasında nasıl merkezde ( Dengede ) kalacağını, değişken mesafelerin kontrolü ve zamanlamalar dâhil, her şeyi nasıl kontrol altına alacağını, saldırıya nasıl hükmedeceğini öğrenmelidir. Bu yüzden Aikido pratisyenleri her iki rolde de uygun teknik duygusunu geliştirebilmek için, her iki rolde de ( UKE ve TORI, SALDIRAN ve SAVUNAN ) yaşayarak, bilinçle çalışmalıdırlar. O SENSEI MORIHEI UESHIBA ilk derslerini verirken öğrencilerinin hepsi UKE idi. Ne zaman ki onların TORI olabilecek kadar UKE bilgisine hâkim olduklarına karar verdi, o zaman öğrencileri TORI tekniklerine başlayabildiler. O SENSEI nin bu duygusu kısmî de olsa, bazı Dojolarda hâlâ yaşatılmaktadır. Niyet, Hareket, farkındalık, kesinlik, kararlılık, anlık mesafe kontrolü zamanlama ve düzen gibi kavramlar; öğrenciler kesin olarak tanımlanmış tekniklerden ( KIHON WAZA ) daha akıcı ve esnek uygulamalara doğru ilerlerken tekniklerin uygulanmasında önem kazanırlar. Sonunda, öğrenciler şiddetli saldırıların daha az öngörüldüğü JIYU WAZA (Bir saldırı tekniğine bağlı kalarak, devamlı saldırılara değişik savunma teknikleri ile cevap verme) ve / veya RANDORI de (Saldıran gerçek bir saldırı yapar ve saldırı tekniğini kendisi seçer. Savunan her hâlükârda kendini savunmak durumundadır. Kinsiz nefretsiz kavga ) çalışmalarına başlarlar. Çoğu okul, bu konu da, UKE nin aktif olarak karşı teknikler ( KAESHI WAZA ) kullanmaya kalkıştığı eğitim metotlarına yer verir.

O SENSEI bazı teknikleri fazlaca tehlikeli bulduğu ve yarışmanın öğrencilerinde iyi karakter gelişimini engellediğine inandığı için kendi derslerinde yarışmaya izin vermezdi. O SENSEI’NİN izdeşleri hâlâ bu geleneği sürdürmektedirler. Buna rağmen bazı Aikido okullarında, örneğin KI topluluğunda zaman zaman yarışmaların yapıldığı formlar ( TAIGI ) bulunmaktadır.