77017

Ruhaniyet

    AIKI JUTSU’NUN sonundaki JUTSU’NUN zanaat anlamında teknikler sistemini göstermesine karşın, AI KI DO kelimesinin sonundaki “ DO “ TAO düşüncesinden gelen ruhanî bir yola işaret etmektedir. Birçok insan bu farkın IAI JUTSU ve IAIDO, JU JUTSU ve JUDO, KEN JUTSU ve KENDO arasındaki fark kadar önemli olduğunu düşünmektedir. Diğerleri ise, bu ayırımı tarihsel olarak yanlış ve bir bakıma doğal olmayan bir ifade olarak görmektedirler. Örneğin, kelime anlamı ile DO ruhani yolu, JUTSU da sanatın tekniğini ifade etmektedir. Bu yüzden kimileri, Aikido’nun hem ruhani bir yol ( DO ) hem de teknik çalışma ( JUTSU ) içerdiğini iddia ederler. Ancak bu “ DO “ yazılımı yine de Japon savaş sanatlarının SAMURAI’A dayanan SHINTO ve TAO düşüncesiyle karışmış ZEN yolunu yansıtan bir açıklamadır.


       

   UESHIBA, fiziksel teknikte ustalaşmanın önemli olmasına karşın, çalışmaların nihai amacının bu olmadığını öğretmişti. Onun öğretisine göre, fiziksel olarak yapılan teknik egzersizleri sırasında, öğrenilen prensipler evrenseldir ve hayatın her yönüne, her safhasına adapte edilebilir. Bir defasında öğrencilerine ayaklarını nasıl hareket ettireceklerini, ayaklarını hareket ettirdiklerinde de zihinlerini nasıl hareketlendireceklerini öğrettiğini açıklamıştı. Zamanla UESHIBA’NIN sitilinin yumuşadığı, daha akışkan bir hale geldiği, yaşlandıkça daha kolayca teknik icra ettiği konusunda fikir birliği bulunmaktadır. Kimileri, bu sanatın ruhanî tarafına doğru bir kayma olmasından kaynaklandığını öne sürerken, diğerleri bunun UESHIBA’NIN fiziksel teknikte gittikçe daha da ustalaşmasından kaynaklanan doğal bir sonuç olduğunu iddia etmektedirler. Bu konuda UESHIBA’NIN ölümünden beri çeşitli yorumlar ortaya atılmaktadır. Aikido’nun fiziksel tekniklerini farklı yorumlayan, bunların altında yatan prensiplere ve ruhanî kavramlara farklı vurgular yapan bir dizi Aikido okulu vardır. Bu durum büyük ölçüde, her okulun UESHIBA’NIN gençliğinde veya yaşlılığında onunla birlikte çalışmış kurucusunun Aikido’nun hangi noktasında bulunduğunun bir sonucudur. Çünkü UESHIBA, Aikido’yu uzun bir süreç içerisinde geliştirmiştir. Bu uzun süreçte de sonradan Aikido öğretmeni olan birçok öğrencisi olmuştur. UESHIBA önceki teknik çalışmalarında daha çok fiziksel güce dayanma eğilimindeyken, daha sonraki çalışma safhalarında ruhanî konulara daha çok eğilmiştir. Ancak, özellikle SENSEI den SENSEI’YE kayda değer değişiklikler bulunduğu ve artık bir Aikido bütününün gerçekte kurulmasının imkânsız olduğu düşünülürse, bu durum fazlaca büyütülmemelidir. Neticede bu durum da zaten Aikido’nun zenginliğini ifade etmektedir.

Kimi Aikidokalar “ Fiziksele karşı ruhsal “ ayırımının yanlış bir tutum olduğunu veya farklı Aikido tarzlarını bir kalıba sokmak adına bunu başarısız bir deneme olarak görmektedirler. Meselâ KI Aikido topluluğu, Aikido’nun fiziksel tekniğinden çok Aikido’nun ruhsal kavramlarına ağırlık veren bir okul örneğidir

         

   UESHIBA, fiziksel teknikte ustalaşmanın önemli olmasına karşın, çalışmaların nihai amacının bu olmadığını öğretmişti. Onun öğretisine göre, fiziksel olarak yapılan teknik egzersizleri sırasında, öğrenilen prensipler evrenseldir ve hayatın her yönüne, her safhasına adapte edilebilir. Bir defasında öğrencilerine ayaklarını nasıl hareket ettireceklerini, ayaklarını hareket ettirdiklerinde de zihinlerini nasıl hareketlendireceklerini öğrettiğini açıklamıştı. Zamanla UESHIBA’NIN sitilinin yumuşadığı, daha akışkan bir hale geldiği, yaşlandıkça daha kolayca teknik icra ettiği konusunda fikir birliği bulunmaktadır. Kimileri, bu sanatın ruhanî tarafına doğru bir kayma olmasından kaynaklandığını öne sürerken, diğerleri bunun UESHIBA’NIN fiziksel teknikte gittikçe daha da ustalaşmasından kaynaklanan doğal bir sonuç olduğunu iddia etmektedirler. Bu konuda UESHIBA’NIN ölümünden beri çeşitli yorumlar ortaya atılmaktadır. Aikido’nun fiziksel tekniklerini farklı yorumlayan, bunların altında yatan prensiplere ve ruhanî kavramlara farklı vurgular yapan bir dizi Aikido okulu vardır. Bu durum büyük ölçüde, her okulun UESHIBA’NIN gençliğinde veya yaşlılığında onunla birlikte çalışmış kurucusunun Aikido’nun hangi noktasında bulunduğunun bir sonucudur. Çünkü UESHIBA, Aikido’yu uzun bir süreç içerisinde geliştirmiştir. Bu uzun süreçte de sonradan Aikido öğretmeni olan birçok öğrencisi olmuştur. UESHIBA önceki teknik çalışmalarında daha çok fiziksel güce dayanma eğilimindeyken, daha sonraki çalışma safhalarında ruhanî konulara daha çok eğilmiştir. Ancak, özellikle SENSEI den SENSEI’YE kayda değer değişiklikler bulunduğu ve artık bir Aikido bütününün gerçekte kurulmasının imkânsız olduğu düşünülürse, bu durum fazlaca büyütülmemelidir. Neticede bu durum da zaten Aikido’nun zenginliğini ifade etmektedir.

Kimi Aikidokalar “ Fiziksele karşı ruhsal “ ayırımının yanlış bir tutum olduğunu veya farklı Aikido tarzlarını bir kalıba sokmak adına bunu başarısız bir deneme olarak görmektedirler. Meselâ KI Aikido topluluğu, Aikido’nun fiziksel tekniğinden çok Aikido’nun ruhsal kavramlarına ağırlık veren bir okul örneğidir